Ana içeriğe atla

Uluslararası İşçi Birliği - Dördüncü Enternasyonal (LIT-CI) Tarihinin Kısa Özeti



Alicia Sagra
Giriş

1940’lardan beri tüm ülkelerde kitlesel etkiye sahip devrimci partileri ve Enternasyonal’i inşa etmek için uzun ve zorlu bir savaş veriyoruz. Mücadelemizi Marks, Engels, Rosa Lüksemburg, Karl Liebnecht, Lenin ve Troçki tarafından Birinci, İkinci, Üçüncü ve Dördüncü Enternasyonal’leri inşa etmek için verilen kavganın devamı olarak değerlendiriyoruz.
Birinci ve İkinci Enternasyonal’leri geçmişimizin bir parçası olarak savunuyoruz ama kendimize model olarak Komünist Enternasyonal adıyla de bilinen 3. Enternasyonal’i alıyoruz. Komünist Enternasyonal hem ilk 4 kongresindeki programatik önerileriyle hem de iç işleyiş sistemi olan demokratik merkeziyetçilikle yaşamakta olduğumuz emperyalist çağın gereklerine cevap sunmuştur.
Üçüncü Enternasyonal Stalinizm tarafından önce yozlaştırılmış ve sonrasında da lağvedilmiştir. Bu Stalinist yozlaşma karşısında en tutarlı şekilde savaşmış olan devrimcileri ise önce Sol Muhalefet ve ardından da Dördüncü Enternasyonal bir araya getirmiştir. Bugün 4. Enternasyonal’i savunduğunu iddia eden akımların çoğunluğu Enternasyonal’in programını terk etmiş durumdalar. Ama 4. Enternasyonal’i ve onun programı olan Geçiş Programı’nı savunan akımlar da mevcut, bu akımlar Enternasyonal adına forumlar düzenliyor ve Troçki’nin anılması gibi fırsatları değerlendirerek ortak faaliyetler yürütüyorlar. Hatta kendi başına Dördüncü Enternasyonal olduğunu iddia eden bazı akımlar bile mevcut. Fakat trajik gerçek şudur ki kuruluşundan 70 yıl sonra Dördüncü Enternasyonal, Sosyalist Devrimin Dünya Partisi olarak, merkezi bir örgüt olarak mevcut değildir. Troçki’nin katledilmesinden sonra yaşanan sınıf mücadelesindeki geri çekilişler ve Enternasyonal liderlerindeki sapmalar 4. Enternasyonal’in dağılmasına yol açmıştır. İşte bu yüzden, kuruluşundan beri LIT-CI’nin stratejik hedefi 4. Enternasyonal’in yeniden inşasıdır.
Pek çok kişi “sadece Troçkizm ile eş anlamlı olan Dördüncü Enternasyonal’i neden yeniden inşa edelim” diye sormaktadır. Gerçeği söylemek gerekirse Troçkizm bugün işçi demokrasisi için bürokrasiye karşı verilen sürekli bir mücadelenin eş anlamlı ifadesi olduğu için farklılaşmış bir akım olarak mevcuttur; her ne kadar Troçkist olarak bilinmeye devam edenlerin pek çoğu bu bayrağa ihanet etseler de durum budur. Fakat kendi zamanında Troçki akımının Troçkist olarak tanımlanmasına her daim karşıydı çünkü onu Leninizmden farklılaşmış bir kesim olarak görmüyordu. Bu yüzden ne zaman bir yazıda Troçkizm terimini kullansa onu tırnak işareti içine alıyordu. Aslında bu terim yozlaşmaya karşı savaşında Troçki’yi destekleyenleri Leninist olmadıkları yönünde belirtmek için bir aşağılama olarak Stalin tarafından dayatılmıştı. Troçki’nin önderlik ettiği akım o zamanlarda kendini “Bolşevik-Leninist” olarak adlandırıyordu; önce Sol Muhalefet’e ve ardından Dördüncü Enternasyonal’e köken olan akım da işte bu akımdır.
Dördüncü Enternasyonal, Marksizm ve Leninizmin ilkelerini (enternasyonalizm, işçi demokrasisi ve işçi iktidarı) savunmak ve de Stalin’in teslimiyeti sonrasında hem Nazizmle hem de 2. Dünya Savaşı ile yüzleşecek saldırgan politikayı yaratmak için doğmuştur.
Dördüncü Enternasyonal, Lenin önderliğindeki 3. Enternasyonal’in devamıdır ve Stalinist karşıdevrime karşı verilen bilinçli mücadelenin diğer adıdır. Bugün yapılması gereken 4. Enternasyonal’in yeniden inşasıdır, yeni ve farklı bir enternasyonalin inşasına ihtiyaç yoktur çünkü “Geçiş Programı” ve “Sürekli Devrim Kuramı”nda ifade edilen ilkeler ve teorik-programatik temeller, her ne kadar belirgin güncellemelere ihtiyaç duysalar da, hala geçerlidir.
Geçiş Programı, Üçüncü Enternasyonal’in ilk 4 kongresinin kararlarının sistematik hale getirilmiş halidir: sekterliğe ve oportünizme karşı mücadele, parlamento karşısında tutum, ezilen uluslara ilişkin tutum, işçi denetimi, birleşik işçi cephesi, işçi-köylü milisleri ve sovyetleri, işçi-köylü hükümeti ve proletarya diktatörlüğü. Geçiş Programı’nın getirdiği yenilik, SSCB’de yeni bir devrimin, bürokrasiye karşı politik devrimin gerekliliğini içermesidir. Üçüncü Enternasyonal’in 4. Kongresi’nin çizdiği doğrultuyu takip eden Geçiş Programı, asgari ve azami programı ayrımını aşmıştır. Kitlelerin mevcut ihtiyaçlarından ve bilinç seviyesinden harekete geçerek onları proletaryanın iktidarı fethi mücadelesine taşıyacak olan bir geçiş talepleri sisteminin hazırlanışı olarak Geçiş Programı, kitleleri sosyalist devrim programına yükseltmenin yöntemini sunmaktadır.
Sürekli Devrim Kuramı, devrim sürecinde demokratik görevlerin ve sosyalist görevlerin birleştiğini ifade etmektedir; ayrıca, bu sürece işçi sınıfının önderlik etmesi gerektiğinin ve bu sürecin ancak dünya çapına yayılarak gelişebileceğinin altını çizmektedir. Troçki’nin geliştirdiği bu kuram, 1917’de Rusya’ya vardığında Lenin tarafından geliştirilen Nisan Tezleri’nde politika olarak başarılı bir şekilde özetlenmiştir.
Bu öncüller hala o kadar günceldir ki bugün Geçiş Programı’ndan ve Sürekli Devrim Kuramı’ndan hareket etmeyen bir devrimci program geliştirmek imkânsızdır. İşte bu yüzden, emperyalizm ile bürokrasinin bozgunu ve de sosyalizmin dünya çapında zaferi için mücadele etmek isteyen her devrimci, kendi kökeninden bağımsız olarak, bilinçsiz bir yoldan da olsa 4. Enternasyonal’in ana pozisyonlarına yaklaşmaktadır.
Latin Amerika’da yaşanan devrimci süreçleri (2000’de Ekvator, 2001’de Arjantin, 2002’de Venezuela, 2003 ve 2005’te Bolivya), 2003’te savaşa karşı Avrupalı kitlelerin kalabalık seferberliklerini ve Irak halkının kahramanca direnişini gördükçe tüm bu mücadeleleri emperyalizme karşı birleşik bir saldırı haline getirebilecek, farklı ülkelerde iktidar için mücadeleye yönlendirebilecek bir devrimci dünya partisine sahip olmamanın güçsüzlüğünü hissediyoruz. Benzer bir durum 89, 90, 91 yıllarındaki devrimci süreçler için de söylenebilir, bu süreçler SSCB ve Doğu Avrupa’daki tek parti rejimlerini yıktılar ama devrimci bir önderliğin mevcut olmaması sebebiyle kapitalist restorasyon sürecini geri döndürmekte başarılı olamadılar.
Tüm bunlar emperyalizme karşı savaşta kalıcı başarılara doğru kitleleri harekete geçirmek için Dördüncü Enternasyonal’in yeniden inşasının ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunun somut kanıtlarıdır.
Bu yeniden inşa sadece “Troçkist” olduğu söylenenlerin veya “Troçkist” olduğunu savunanların görevi değil, onun programatik temellerini savunan herkesin görevidir. Troçki 4. Enternasyonal’in inşası görevini sadece Sol Muhalefet’in (devrin “Troçkistleri”) görevi olarak değil Leninist ilkeler, program ve politikaları kabul eden herkesin görevi olarak işaret etmiştir. 30’larda Nazizm ve Stalinizmin ilerlemesi Troçki’nin yeni bir enternasyonali inşa etmek için beraber çalıştığı örgütlerin ve liderlerin teslimiyetine yol açmıştı. İşte bu yüzden ve devrimci Marksist ilkeleri savunan merkezi bir örgütün fiiliyata geçmesine duyulan acil ihtiyaç sebebiyle Dördüncü Enternasyonal Uluslararası Sol Muhalefet’in hepsi tarafından değil ancak onun bir kısmı tarafından kurulabildi. Buna rağmen Troçki, “Troçkistlerin” içinde ancak bir azınlığı oluşturacağı kitlesel bir enternasyonal uğrundaki savaşından asla vazgeçmedi.
Biz kendimizi yeryüzündeki yegâne devrimciler olarak görmüyoruz. Devrimci önderlik krizinin bizim akımımızın doğrusal bir büyümesiyle de çözülebileceğine inanmıyoruz. Tam tersine, gerek ulusal gerekse de uluslararası seviyede devrimci anlaşmalar yapmak gibi bir saplantımız var diyebiliriz. Bu sebepten bizim tarihimiz, sınıf mücadelesindeki başlıca olayların ateşlediği birleşmelerin, birleşme denemelerinin ve ayrışmaların tarihidir.
Enternasyonalin inşası için verdiğimiz bu uzun ve zorlu savaşta bazı başarılar elde ettiğimiz gibi pek çok hata da yaptık. LIT-CI’nin kurulduğu 1982 yılının Ocak ayında Nahuel Moreno şöyle diyordu: “…Troçkist hareketin liderleri hiç hata yapmayan devler olarak görülürdü. Fakat Troçkizm onların önderliği altındayken acınacak bir haldeydi…”, “… Sürekli olarak böyle ‘dehaların’ arasında dolaşıyor olmak bizleri tabanımıza karşı onları pek çok hatalar yaptığımıza ikna etmek için dolaylı bir propaganda yapmaya sürükledi, kendi başlarına düşünmeyi öğrenmeliydiler çünkü bizim liderliğimiz tek başına dâhiliklerin garantisi değildi. Biz tabanımızın oluşumu itibariyle bölgesel ve sahip olduğu kültürü itibariyle barbar olan mütevazı bir önderliğe karşı dinsel bir iman duymasını istemiyoruz, elimizdeki tüm araçlarla tabanımıza özeleştirel bir ruhu, Marksist bir ruhu aktarmak istiyoruz. İşte bu yüzden de iç demokrasiye inanıyoruz ve onu zorunlu bir ihtiyaç olarak görüyoruz… Hatalar yaparak ve darbeler alarak ilerliyoruz, bu söylemekten de utanmıyoruz…”
“Sorun hem nitelik hem de nicelik açısından nasıl daha küçük hatalar yapabileceğimizi sağlamaktır. Benim fikrimce demokratik merkeziyetçilik zemininde ve uluslararası bir örgüte sahip olursak eğilimimiz daha az hata yapmak yönünde olacaktır. Benim açımdan bu bir gerçektir. Katiyetle ifade edebilirim ki uluslararası bir önderliğe sahip olan enternasyonal bir Bolşevik örgütün parçası olmayan her ulusal parti daha ve daha fazla hata yapma durumunda olacaktır ki nihayetinde de nitelik olarak diğerlerinden farklı bir hata daha yapacaktır: bu partiler ulusal Troçkist olduklarından ötürü kaçınılmaz olarak Dördüncü Enternasyonal’i reddedecekler, oportünist veya sekter pozisyonlar alacaklar ve sonunda yok olup gideceklerdir.”

Köklerimiz

Bugün adı LIT-CI olan akımımız 1953'ten beri farklı adlarla enternasyonal bir akım olarak yaşamaktadır. Ulusal olarak Arjantin'de 1943 yılında Nahuel Moreno önderliğinde Marksist İşçi Grubu (GOM) adı altında küçük bir grup olarak doğmuştur. İşçi sınıfından ailelere mensup gençler Boris ve Rita Galub kardeşler, Mauritius Czizik ve Daniel Pereyra ile orta sınıftan gelen Moreno ve "Abrahancito" grubun ilk üyeleriydiler. Bu genç insanlar, yarı-okuryazar olan Bolivyalı bir işçi Fidel Ortiz Saavedra'nın Moreno'ya göre belirleyici olan yardımı sayesinde Moreno tarafından Troçkizme kazanıldıktan bir süre sonrasına dek çalışma toplantıları yapmaktaydılar. 1943'te ise Arjantin Troçkist hareketinin marjinal, bohem ve entelektüel karakterini aşmak üzere başlıca amacı işçi sınıfına gitmek olan bir grup şeklinde örgütlendiler.
Akımımızın Arjantin'de farklı adları oldu: 1943–48 arasında Marksist İşçi Grubu (GOM), 1948–56 arasında Devrimci İşçi Partisi (POR) (1954–55 arasında kamuoyundaki ismimiz Sosyalist Parti – Ulusal Devrim'in Buenos Aires Federasyonuydu), 1956–57 yıllarında İşçi Örgütleri Hareketi. 1957 ile 1965 arasında gazetemizin adıyla "İşçi Sözü" olarak, 1965'ten sonra Emekçilerin Devrimci Partisi (PRT) ve 1968'te Santucho eğilimiyle olan ayrışmadan sonra da PRT (Gerçek) adıyla bilindik. 1971 ila 1982 arasında Sosyalist İşçi Partisi (PST) adı altındaydık. 1982 yılından MAS'tan arda kalan unsurların LIT-CI’den ayrıldığı tarih olan 1997'ye kadar ise Sosyalizme Doğru Hareket (MAS) adıyla tanındık.
İlk yıllarımızda işçici, sekter ve propagandist bir sapma içindeydik. Öğrenciler arasında çalışma yürütmüyorduk ve Komünist Manifesto ile diğer klasik metinler üstünde verilen dersler faaliyetlerimizin odağını oluşturuyordu. 1944 ile 1948 arasında başka bir sapmamız daha mevcuttu: ulusal Troçkizm. Başka bir deyişle, Troçkist hareketin ve işçi hareketinin sorunlarına çözümün kendi ülkemizde mevcut olduğu inancına sahiptik. Enternasyonal'in hayatına ancak 1948'te İkinci Kongresi'ne katılmamız ile müdahil olduk.
İşçi sınıfının mücadelelerine ve Enternasyonal'e katılmamız sapmalarımızın üstesinden gelmemiz ve de grubumuzu güçlendirmemiz için imkân verdi. 1945'te Anglo-Ciabasa buzdolabı fabrikası grevine katılmamız çok önemliydi (ki o dönemde Arjantin'deki en önemli sektör et soğutucuları üretimiydi) ve bu katılım Fabrika Komitesi'ndeki yoldaşların neredeyse tümünü kazanmamızı sağladı. Soğutucu grevindeki bu tecrübeden sonra GOM'dan Moreno'nun da dâhil olduğu bir grup yoldaş oturmak için Avellaneda'nın bir işçi mahallesi olan ve o dönemde tüm Latin Amerika'nın en yoğun işçi nüfusuna sahip bölgelerinden biri olan Villa Pobladora'ya taşındılar. Birleşik Kalpler Sosyal Klubü'nde çalışma yürütmeye başladılar. Kısa sürede Moreno klubün genel sekreteri oldu. Bu kulüp o dönemde bölgedeki işçilerin hayatlarıyla yakında ilişkili olduğu için bu kulüpte konferanslar ve dersler verdiler. Bu çalışma sonucunda o küçük grup yüz kişilik bir yapı haline geldi.
Grup zamanla diğer fabrikalarda da güçlendi. Çimento ve deri fabrikalarında doğrudan temasa ulaştı. 100 tane çok genç militandan oluşmasına rağmen grup sınıf içinde kabul görmüştü ve bu sayede daha fazla miktarda kadro, işçi kadroları, yetiştirebildiler ki bu kadroların en üst seviyesi bugün akımımızın geleneğinin başlıca profillerinden biri olarak gurur duyduğumuz Elias Rodriguez'dir.
Arjantin partisi, Troçki'nin kişisel yönlendirmesi ile inşa edilmiş olan SWP (Sosyalist İşçi Partisi – Dördüncü Enternasyonal’in ABD seksiyonu) ile birlikte Troçkist hareketin en çok işçi içeren partisi haline geldi.
Bu süreçte sekterliğimizi ve propagandizm sapmamızı yendik, fakat bu sefer de sendikalist bir sapma içine düştük ki ancak Enternasyonal'e katılmamız sayesinde bu sapmayı da daha sonraları alt etmeye başladık.

Dördüncü Enternasyonal'e Katılışımız

4. Enternasyonal'in İkinci Dünya Savaşı'ndaki yönetimi SWP (ABD), Pablo (Yunanistan), Mandel (Belçika) ve Frank'tan (Fransa) oluşuyordu; bu çok genç ve tecrübesiz bir önderlikti ki 1940'ta Troçki'nin katledilmesinin yarattığı niteliksel güçsüzlüğü aşmak konusunda da başarılı olamadı. Dördüncü Enternasyonal'in o dönemdeki temel özelliği sekterliğiydi. Bunun bir örneği, Enternasyonal'in 2. Kongresiydi. Kongre 1948'te büyük değişimlerin tam da ortasında gerçekleştirilmişti: Çin'de bir yıldan kısa sürede başarılı olacak olan devrim gelişiyordu, Çekoslovakya'da orta sınıftan bakanlar hükümetin parçasıydılar ve o hükümet burjuvaziyi mülksüzleştirmeye başlamıştı ki benzer bir süreç Yugoslavya'da 1947'den beri yürürlükteydi. Kongre bu gerçekleri görmezden geldi, kongredeki tartışmanın ana konusu SSCB'nin bir devlet olarak sınıf karakteri ve emperyalist saldırılar karşısında onu savunmanın Enternasyonal'in görevi olup olmadığıydı. Oysa bu tartışma, 1939–40 yıllarında henüz Troçki hayattayken SWP’de çözülmüştü.
Bu kongrenin sekter ve propagandist yapısına rağmen GOM için bu kongreye katılmış olarak nitelik bir ilerlemeydi ve o andan sonra uluslararası bir çerçeve ile çalışmaya başladı. Analizlerinde ve nitelemelerinde emperyalizme ve onun ulusal burjuvaziyle olan ilişkilerine daha fazla ağırlık vermeye başladı. Ayrıca uluslararası belirlemelere de büyük önem verilmişti ki Güney Kore ile olan çatışmasında Dördüncü Enternasyonal'in bir parçası olarak GOM tarafından Kuzey Kore'den yana alınan pozisyon da bunun bir örneğiydi. Her ne kadar grubumuz asla resmi seksiyon olarak tanınmasa da Moreno GOM'un Dördüncü Enternasyonal'e katılımını her daim GOM için niteliksel önemde bir gerçek olarak nitelemiştir. O dönemde Arjantin'deki resmi seksiyon Posadas tarafından önderlik edilen gruptu.

Doğu Avrupa'daki Yeni Devletler Üstüne Yapılan Tartışma

1949'da Enternasyonal bu yeni devletlerin sınıf doğasını tartışmaya başlamıştı. Moreno bu tartışmanın yürütülme şeklinin demokratik merkeziyetçiliğin büyük bir örneğini oluşturduğunu savunurdu. Tartışmada iki pozisyon vardı: Mandel (Belçika) ve Cannon'a (ABD) göre bu devletler hala kapitalist devletlerdi. Pablo'nun (Yunanistan), Hansen (ABD) ve Moreno (Arjantin) tarafından bazı itirazlarıyla beraber desteklenen, pozisyonu ise yeni işçi devletlerinin ortaya çıktığı yönündeydi. Bu tartışma görece kısa sürede çözüldü. Mandel ve Cannon Doğu Avrupa'da gerçek bir devrimci sürecin varlığını tanıdılar ve yeni deforme işçi devletlerinin ortaya çıktığını kabul ettiler. Bu politik başarı, Pablo'nun Enternasyonal saflarındaki itibarını arttırdı. Bu yoldan Enternasyonal’in1951'deki 3. Kongresi'ne varıldı.

Pabloculuğa Karşı Mücadele

1951'de Soğuk Savaş'ın belki de zirvesinde tüm uluslararası yorumcular ABD ve SSCB arasında silahlı bir çatışmanın kaçınılmaz olduğu konusunda hemfikirdiler. Burjuva basının analizlerinden etkilenen Pablo ve Mandel bu durumdan Enternasyonal için facia niteliğinde bir sonuç çıkardılar: onlara göre üçüncü bir dünya savaşı kaçınılmazdı. Emperyalist saldırı karşısında komünist partilerin SSCB'yi savunma yönündeki istekleri doğrultusunda ABD ile baş edebilmek için şiddetli yöntemler uygulayacaklarını ve bunun da onları dünyanın farklı bölgelerinde iktidar için mücadeleye yönlendireceğini savundular. Hatta onlara göre aynı durum bağımlı ülkelerdeki burjuva-milliyetçi hareketler için de geçerli olacaktı.
Bu analizi temel alan Pablo ve Mandel, burjuva-milliyetçi partiler ve komünist partilere yönelik olarak "kendine özgü entrizm" taktiği önerdiler: iktidar alındıktan sonrasına kadar bu partilere verilecek koşulsuz destek ile onlara eşlik etmek. Uluslararası Troçkizmin Fransız seksiyonu önderliğindeki çoğunluğu bu politikayı uygulamayı reddetti. Arjantin'deki grubumuz POR (GOM'un o dönemde aldığı yeni isim), Stalinist bürokrasinin karşıdevrimci olduğu tanımlamasını ve ona karşı mücadeleyi terk eden bu pozisyonun Troçkist programın temel noktalarının toptan bir revizyonu olduğunu savunarak bu pozisyonu ifşa etti. Biz bu pozisyonların Avrupalı önderlerin küçük-burjuva, izlenimci ve entelektüel niteliklerinin bir sonucu olduğunu savunduk.

Bolivya Devrimi ve 4. Enternasyonal'in Bölünmesi

4. Enternasyonal yönetiminin bu tanımlamalarının önemli politik tezahürleri oldu. Stalinist bürokrasiye dair bu tanımlaması sebebiyle Pablo 1953'te Berlin'de ayaklanan işçilere saldıran Rus tanklarının çekilmesini talep etmeyi reddetti ki bunun anlamı esasında Sovyet bürokrasisine gerçek bir destek vermekti. Ama bu politikanın en trajik sonucunu Bolivya devrimine ihanet edilmesinde yaşadık.
1952'de Bolivya'da tipik bir işçi sınıfı devrimi yaşanıyordu; milisler halinde örgütlenmiş olan işçiler polis ve orduyu askeri olarak bozguna uğratmışlardı ve COB (Bolivya İşçi Merkezi) bir ikili iktidar organı olarak ortaya çıkmıştı. Madenler kamulaştırılmıştı, büyük mülkleri istila eden ve toprakları işgal eden köylülerin devrimi de patlak vermişti. Bolivya'daki başlıca silahlı kuvvetler 1954'e değin COB'un önderliği altındaki işçi milisleriydi.
40'lı yıllardan itibaren Bolivyalı Troçkist örgüt POR işçi hareketi içinde muazzam bir etki sahibi olmuştu. Partinin saflarında önemli işçi, madenci ve köylü liderleri bulunmaktaydı. Partinin başlıca lideri, Geçiş Programı'nın Bolivya gerçekliğine uyarlanmış hali olan ve Madenciler Federasyonu tarafından da kabul edilmiş olan Pulacayo Tezleri'nin yazarı Guillermo Lora'ydı. Lora 1946 seçimlerinde Madenciler Federasyonu'nun önderliğindeki bir cephe tarafından senatörlüğe seçilmişti. 1952 devriminde POR işçi milislerinin eş lideri ve COB'un eş kurucusuydu. POR kitleler içinde büyük bir ağırlığa sahipti.
Tüm bunlara rağmen POR COB'un iktidarı alması talebini, Pablo önderliğindeki 4. Enternasyonal Uluslararası Sekretaryası'nın rehberliğini takip ederek, maalesef yükseltmemiştir. Hatta tam tersine MNR'nin (burjuva milliyetçi bir hareket) burjuva hükümetine eleştirel destek vermiştir. Devrimci bir önderlikten yoksun olan kitle hareketi silahsızlanmış ve seferberliğini kaybederek durağanlaşmıştır, bunun sonucunda devrim de birkaç sene içinde çökertildi. Devrime yönelik bu ihanetin sonucu, Bolivya Troçkizminin müteakip bir bölünmeler sürecine girerek büyük bir gerileme yaşamasıydı.
Pablo önderliğindeki uluslararası önderlik bu politikasının yanında yıkıcı bir yöntem de uygulamıştı. Fransız partisine müdahale etmiş ve bu partinin kendi politikaları ile uyuşmayan önderliğini görevden almıştı; Amerikan SWP'si içinde ise gizli bir fraksiyon örgütlenmesi içine girmişti.
"Kendine özgü entrizm" çizgisini, Pablo'nun bürokratik ve hain yöntemlerini reddeden Troçkistler, Fransız Troçkistlerinin Lambert önderliğindeki ve İngiliz Troçkistlerinin Healy önderliğindeki çoğunluk kesimleri, Amerikan SWP'si ve (Bolivyalı POR ile Arjantin'de Posadas önderliğindeki grup haricindeki) Güney Amerika Troçkistleri, Pablo önderliğindeki Uluslararası Sekretarya'dan (US) koptular ve 1953'te Uluslararası Komite'yi (UK) oluşturdular.

SLATO ve Peru Devrimi

Güney Amerika'da Arjantin POR'una ek olarak Şilili ve Perulu Troçkistler arasında da Bolivya'da uygulanan politikalara yönelik eleştiriler ortaya çıkmıştı. Nisan 1953'te Nahuel Moreno Bolivya'da MNR'ye eleştirel destek vermenin bir ihanet olduğunu ve yapılması gerekenin COB'un iktidarı almasını talep etmek olduğunu savunan "İki Farklı Çizgi" isimli metni kaleme aldı. Eş zamanlı şekilde, Pablocu revizyonizmi bertaraf etmenin tek yolu olarak Uluslararası Komite'nin merkezi bir örgüt olarak işlemesini talep ettik. UK'nin çoğunluk güçlerinin atak bir politika çerçevesinde merkezi bir örgüt olarak hareket etmeyi reddetmesi, Troçkistlerin çoğunluğunun Pablocu pozisyonlara karşı olduğu gerçeğine rağmen bu pozisyonların mevzi kazanmasına yol açtı. UK'nin merkezileşmiş ve saldırgan bir şekilde hareket etmesine yönelik gayretlerin engellenmesi üstüne Latin Amerika ölçeğinde bir eğilim olarak hareket etmeye başladık ve 1957'de Şilili ve Perulu Troçkist önderlerle birlikte SLATO'yu (Ortodoks Troçkizmin Latin Amerika Sekreterliği) oluşturduk.
SLATO'nun varlığı 1962'de Peru'da yaşanan kırsal devrim sürecinde merkezi bir şekilde yer almamızı sağladı. SLATO, Arjantin POR'unun bir militanı ve Perulu bir öğrenci olan Hugo Blanco'yu Cuzco'daki sürece katılmak üzere Peru’ya gönderdi. Hugo Blanco SLATO'nun rehberliğinde toprak işgalleri ve kırsal alanda sendika örgütlenmesi sürecine önderlik etti. Bu çalışmayı desteklemek için SLATO pek çok kadroyu daha Peru'ya gönderdi. Bu süreç içinde Troçkistlerin önderliğinde FIR (Devrimci Sol Cephe) inşa edildi ve de FIR mevcuttaki Peru seksiyonumuzun kökenini teşkil etti. 1963'te Hugo Blanco ordu tarafından tutuklandı ve 1963'ten 1967'ye kadar tutuklu kaldı. 1967'de askeri mahkeme tarafından yargılandı. İdam hükmü alması tehlikesi karşısında Sartre'ın, Simone de Beaurvoir'ın, Isaac Deustcher'in, Fransız, İngiliz ve Hintli sendikaların, Fransız, İngiliz ve diğer ülkelerden parlamenterlerin de katılımıyla uluslararası bir kampanya örgütlendi. Bu kampanya Blanco'nun ölüme mahkûm edilmesini engelledi, 25 yıl hapse mahkûm edildi. 1970'te yapılan yeni bir uluslararası kampanya Blanco'yu özgürlüğüne kavuşturdu. Tüm bu süre boyunca ise Perulu köylüler yaptıkları tüm kongrelerde Hugo Blanco'yu başlıca liderleri olarak seçmeye devam ettiler.

Küba Devrimi ve 1963 Birleşmesi

Dördüncü Enternasyonal'in 1963'te yaşanan yeniden birleşmesinin temelini Küba devriminin tanınması ve devrime yönelik destek oluşturuyordu. Bu birleşmeden Mandel ve Amerikan SWP'si önderliğinde olan Birleşik Sekreterlik (BirSek – Dördüncü Enternasyonal Birleşik Sekreterliği) doğmuştu (Pablo, Cezayir'deki Ben Bela'nın burjuva hükümetinin danışmanı olarak Dördüncü Enternasyonal ile yollarını ayırmıştı). Küba'yı yeni bir işçi devleti olarak tanıyan tüm Troçkist güçler Birleşik Sekreterlik çatısı altında toplandılar, Küba devriminin önemini tanımaya yanaşmayan Fransızlar ve İngilizler ise BirSek'in dışında kaldılar.
Bizim BirSek'e katılımımız bir yıl kadar sonra oldu çünkü biz Bolivya devrimine ihanete götüren izlenimci metotla alev alan geçmiş dönemin bir bilânçosunu gelecekte de benzer sapmalara geri dönüşü engellemek için talep ettik. Her ne kadar BirSek böylesi özeleştirel bir değerlendirmeyi yürütmemiş de olsa 1964'te BirSek'e katılmaya karar verdik çünkü izole edilmiş olarak kalmak istemiyorduk ve tüm farklılıklarımıza rağmen bir devrime yönelik destek etrafında birleşmenin olumlu olduğuna ve de önümüzdeki dönemde yaşanmasını tahmin ettiğimiz yükselişe bizim daha fazla güç ile katılmamıza imkân vereceğine kani olmuştuk.

Gerillacı Sapmalara Karşı Mücadele, Arjantin Partimizin Gelişimi ve Portekiz Devrimi

Küba devrimi dünya çapında özellikle de Latin Amerika'da öncü üstünde güçlü bir etki yarattı. Arjantin'de bu durum 1960'larda işçi hareketinde yaşanan keskin bir geri çekiliş ile birleşti. Bu sebeplerle Kastrocu etkinin grubumuz üstünde çok olumsuz sonuçları oldu.
1957'den 1964'e değin örgütümüz (o dönemde gazetemizin adı olan İşçi Sözü adıyla biliniyorduk), işçi sınıfı içinde askeri diktatörlük ile çarpışan en ileri öncü kesimlerle temas halinde kendimizi inşa etmenin bir aracı olarak 62 Peronist Örgütler içinde entrizm taktiğini uyguladı. Bu dönem boyunca grubumuz işçi hareketi ile Arjantin'de daha önce hiçbir sol grubun sağlayamadığı çok yakın bağlar inşa etti ve bu bizim akımımızın ayırt edici özelliklerinden biri oldu. Fakat 1964'te Moreno ile birlikte örgütümüzün başlıca lideri olan ve Kübalı Kastrocu önderliğin çizgisine kapılan Angel Bengochea'nın (Basklı) partiden kopmasıyla güçlü bir kriz baş gösterdi ve birkaç yıl sonra 1968'de partinin başlıca kadrolarından bazılarını fokocu pozisyonlara taşıyan bir kopuş gerçekleşti. Partiden kopuşun başlıca lideri, bizim ile 1965'te birleşmiş olan ve ayrışmadan sonra ise ERP'nin (Halkın Devrimci Ordusu) başlıca lideri olan Roberto Santucho'ydu.
Fakat fokoculuğun basıncı sadece Arjantin grubu üstünde değildi, 4. Enternasyonal'in önderliği tarafından da hissedilmişti. Mandel'in izlenimci metodu geride bırakılmamıştı ve dolayısıyla 60'lı yılların sonuna doğru yeni bir teslimiyet daha geldi. Bu sefer de fokoculuğun gerillacı anlayışı kabul edilerek Kastroculuğa teslim olunmuştu. 1969'da Enternasyonal'in 9. Kongresi'nde Latin Amerika'da gerilla savaşının benimsenmesine karar verildi ve bu kararla uyumlu olarak Santucho'nun örgütü (PRT – El Combatiente [Savaşçı]) Enternasyonalin resmi seksiyonu olarak kabul edilirken bizim örgütümüz (PRT – La Verdad [Gerçek]) sempatizan seksiyon oldu.
Amerikan SWP'si, Arjantin PST'si (Sosyalist Parti'den kopan Juan Carlos Coral önderliğindeki bir kesim ile birleştikten sonra grubumuzun aldığı isim) ve tüm Güney Amerikalı gruplar, alınan bu pozisyonlara karşı büyük bir savaş veren bir akıma önderlik ettik. "Foko" teorisinin seçkinci bir politika olduğunu, kitle hareketini terk etmek olduğunu ve bunun da büyük felaketlere yol açacağını ifade ettik. Ne yazık ki gerçekler bizi haklı çıkardı. Troçkizm Arjantin başta olmak üzere diğer pek çok ülkede de bu yanlış çizgiyi takip eden sayısız değerli militanı kaybetti. Bu aşamadan sonra BirSek bir eğilimler federasyonu haline gelmeye başladı. Her eğilim kendi politikalarını uygulamaya geçirdi.
1968'de başlayan yükseliş yeni fırsatları ortaya çıkarmıştı ve dünya çapında birleşik bir örgütün (BirSek) varlığı bu fırsatlardan yararlanma imkânı sağladı. Örneğin, "kendine özgü entrizm" taktiği yüzünden Troçkizmin pratikte yok olduğu Fransa'da 5000 militanı örgütleme ve günlük bir yayına sahip olma noktasına ulaşan LCR'nin (Devrimci Komünistler Birliği) yükselişi gerçekleşti. Latin Amerika'da Arjantin PST'sinin önemli büyümesi yaşanırken ABD'de de Vietnam Savaşı'na karşı mücadeleye katılan SWP güçleniyordu.
Fakat gerillacı sapmanın hakkından henüz tam olarak gelinmemişken 70'lerde Mandel'in yeni bir teslimiyeti ile karşılaşıldı. Mandel'in bu seferki teslimiyeti Maoizmden etkilenen ve Fransız Mayısı'nda ortaya çıkan büyük sayıdaki öncüye yönelikti. Mandel ile olan tartışmamız Nahuel Moreno tarafından "Parti ve Devrim" isimli kitabında geliştirildi.
Gerillacılığa ve öncücülüğe karşı verilen bu mücadele sırasında Arjantin'deki partimiz PST (sosyal demokrasiden kopan bir kesim ile yaşanan birleşmeden doğmuştu) güçlü bir öncü parti olarak gelişti. Bu gelişme, "Cordobazo" adıyla da bilinen yarı-ayaklanma ile zirve noktasına çıkmış olan yükselişe müdahale edişimiz ve seçim süreçlerine katılışımız gibi Mandel'inkiler ile tezat olan politikalar üstünden gerçekleşti. Bu dönemde ayrıca Uruguay ve Venezuela'daki partilerimizin örgütlenmesini gerçekleştirdik.
1974'te Portekiz Devrimi patlak verdiğinde PST bu sürece katılmaları için Portekiz'e kadrolar gönderdi. Portekiz'de yeni ortaya çıkmakta olan ikili iktidar organlarının merkezileştirilmesi ve geliştirilmesi çağrımız etrafında merkezileşmiş ve iktidar için mücadeleye çağıran bir politika yükselttik. Lise öğrencilerinden oluşan bir grubu pozisyonlarımıza kazandık ve ileride Enternasyonal için önemli kadrolar yetiştiren Portekiz partimizi örgütledik.
Bu devrim, Portekiz imparatorluğunun yönetiminde olan MFA'ya (Silahlı Kuvvetler Hareketi) destek veren Mandel'in Maoculuğa teslimiyetini daha da gözler önüne serdi. Bu süreç ayrıca bir fraksiyon olarak FLT'nin (Leninist Troçkist Fraksiyon - Mandelizm ile çarpışmak için ABD SWP'si ile beraber kurduğumuz fraksiyon) Portekiz devrimi karşısında ortak bir politikayı savunmak konusunda yaşadığı imkânsızlık sebebiyle 1975'te FLT'nin parçalanmasına yol açtı. SWP'ye göre Portekiz'deki temel görevimiz sadece demokratik sloganları yükseltmek ve Troçki'nin eserlerini yayımlamaktı.
Kolombiya, Brezilya, Meksika, Uruguay, Portekiz, İspanya, İtalya ve Peru'dan örgütlerin ve militanların çoğunluğu FLT'den çekildiler ve Arjantin PST'si ile beraber BirSek içinde derhal bir fraksiyon (FB - Bolşevik Fraksiyon) ilan eden bir akım inşa ettiler ki bu akım daha sonra LIT-CI'ye köken olacaktı.
Portekiz devrimine katılışımız, Mandel ve SWP ile yaşadığımız tartışmalar bize devrimci süreçlerde partilerin inşasına dair teorik değerlendirmelerimizi ilerletme imkânı verdi ve bu gelişim de Moreno'nun "Portekiz'de Devrim ve Karşı-Devrim" isimli kitabında ifadesini buldu.

Brezilya Partimiz

Şili'de sürgünde olan bir grup genç Brezilyalı akımımız ile temasa geçmişti. Pinochet darbesinin gerçekleşmesinden sonra bu grup Arjantin'e yönlendirildi ve orada PST'nin militanı olarak çalışmaya başladılar. 1974'te partiyi inşa etmek üzere Brezilya'ya döndüler. Böylece başta İşçi Birliği ortaya çıktı ve daha sonra da Sosyalist Yakınsama (CS) grubu haline geldi. Grup büyümeye başladı ve FB'nin önderliği ile temas içinde bir İşçi Partisi (PT) için çağrıda bulunan bir politika geliştirdi.
Brezilyalı bu genç örgüt PT içinde çözülmeden ve de PT'nin bürokratik yönetimine teslim olmadan 12 yıl boyunca gelişti. Böylesi bir gelişme mümkün olmuştu çünkü bu örgüt, PT içinde yapılan entrizmi yönlendiren, CUT içindeki sendikal muhalefet çalışmasının merkezileşmesine rehberlik eden ve de Lulacı önderliğin bürokratik yapısını berraklıkla gözlere önüne seren uluslararası bir akımın bir parçası olarak gelişmişti.
Bu sayede CS, ilk girdiği zamana göre nitelik olarak çok daha güçlü bir şekilde ve Lula'nın partisinden kopmakta olan öncü sektörlere yönelttiği Devrimci Birleşik Cephe politikası içinde PT'den 12 yıl sonra ayrıldı.

Kolombiya Partimiz

1976'da Arjantin’de askeri darbe gerçekleşmişti ve bu darbe Videla'nın yarı-faşist diktatörlüğünü yaratmıştı. PST önemli yönetici kadrolarını yurtdışına çıkarmak zorunda kaldı ama bu durumdan da enternasyonal çalışmayı güçlendirmek için faydalandık. Bu dönemde Bolivya, Şili, Ekvator, Kosta Rika ve Panama örgütlerimizi inşa ettik; Portekiz ve İspanya'daki faaliyeti güçlendirdik. Fakat en önemli süreç, Kastroculuk ve kiliseden köken alan kadroları barındıran ve de devrimci pozisyonlara yaklaşmakta olan Sosyalist Blok isimli örgüt ile temasa geçtiğimiz Kolombiya'da gerçekleşti. Kolombiya PST'si de işte bu şekilde ortaya çıktı ve öncü bir örgüt olarak hızla pekişerek uluslararası çalışmamızın iki sütunundan biri haline geldi.

Arjantin'de Diktatörlüğe Karşı Mücadele

Kolombiya'daki bu faaliyet ile aynı anlarda Arjantin'de PST katil diktatörlüğe karşı direnişte kahramanca bir rol alıyordu. PST’nin 250 kadar militanı hapsedilmiş ve 100'den fazlası ise ölü veya kayıptı. En mutlak seviyede gizlilik koşullarında parti yayın faaliyetini sürdürdü; işçi hareketi, gençlik ve aydınlar içindeki faaliyetini geliştirdi.
Diktatörlüğe karşı duyduğumuz öfke Malvinas Savaşı'nın başlangıcında bizi işgalci emperyalizmi baş düşman olarak tanımlayıp ona saldırmaya çağıran ilkeli bir politikayı uygulamaya koymaktan alıkoymadı. Savaşın ilk anından itibaren ve de diktatörlüğün lanetlenmesini bir an olsun elden bırakmadan PST Arjantin'in askeri cephesinde yer aldı ve emperyalizmin bozguna uğratılması için savaştı. Diktatörlük döneminden PST öncü içinde büyük bir prestije sahip olarak ve de, başka bir sosyalist akımdan gelen bir grup kadroyu da bu göreve dâhil edecek şekilde, MAS'ın (Sosyalizme Doğru Hareket) inşasına yönelen 800 sağlam kadro ile çıktı.

Nikaragua Devrimi ve Simon Bolivar Tugayı

1979'da Nikaragua devrimi patlak verdiğinde akımımız Sandinizmle aramızdaki tüm farklara rağmen Somoza'ya karşı verilen mücadeleye fiziken katılma kararı aldı. Simon Bolivar Tugayı'nı kurmak için Kolombiya PST'si aracılığıyla büyük bir kampanya yürüttük. Tugay Kolombiya'dan, Panama'dan, Kosta Rika'dan, ABD'den ve Arjantin’den gelen gerek bizim akımımızın militanları gerekse de bağımsız devrimcilerden oluşturuldu. Politik bağımsızlığını tamamıyla koruyarak Tugay, Sandinist orduya dâhil oldu ve Nikaragua'nın Güney bölgesinin kurtarılmasında ölümler ve yaralanmalar pahasına kahramanca bir rol oynadı. Devrim zafer kazandığında Tugay'ın askerleri Managua'da kahramanlar olarak karşılandılar. Biz Sandinizmin burjuvaziden kopmasını ve işçi sendikalarıyla beraber iktidarı almasını talep ediyorduk oysa Sandinizm Kastro'nun politikası takip ederek Violeta Chamorro ile bir koalisyon hükümeti kurdu. Tugay sendikaların kurulmasını harekete geçirmek istiyordu ve kendi başına bir hafta içinde 70'ten fazla sendikanın örgütlenmesini gerçekleştirmişti. Bu durum Sandinist önderliğin tepkisini çekti ve Sandinist önderlik Tugay mensuplarını Nikaragua dışına sürgün etti. Pek çok Tugay üyesi Nikaragua hükümeti ile ittifak içinde olan Panama polisi tarafından hapse atıldı ve işkence edildi.
Bu esnada BirSek bizim (Tugay'ın) ultra solcu bir grup olduğumuzu ve kendilerinin bizimle alakaları olmadığını ifade etmek üzere Managua'ya bir delegasyon gönderdiği gibi ayrıca Nikaragua'da Sandinizmin dışında parti inşasını yasaklayan bir karar da aldı. Burjuvazi tarafından işkence edilen devrimci militanları savunmanın reddedilmesi bu kararın bir sonucuydu ve esasında bu karar fiilen akımımızın tasfiyesi buyruğundan ötesi değildi ki bizi BirSek'ten kati olarak kopmaya zorluyordu.
Bu gerçekler BirSek içindeki gerçek tartışmayı ortaya çıkarmıştı. Biz Nikaragua'da devrimci bir partinin inşasını savunuyorduk ama onlar savunmuyordu. Aynı tartışma politik devrim görevi doğrultusunda partinin inşa edilmesi konusunda Küba'ya dair de yaşanmıştı. Tüm bunlar BirSek'in Kastroculuğa ve Sandinizme giderek artan teslimiyetini gösterdiği gibi ayrıca burjuvazi tarafından hapsedilen ve işkence edilen Troçkist militanları savunmayı reddederek BirSek'in devrimci ahlakı terk ettiğini de gözler önüne seriyordu.

Lambertizm ile Olan İlişkimiz

Simon Bolivar Tugayı'na dayanışmasını sunan tek akım, Pierre Lambert önderliğindeki akımdı ve 1963'ten beri hiç bağlantımızın olmadığı Lambertizm ile politik ilişkimiz de bu sayede başladı. Bir tartışma süreci başlatıldı ve bu sürecin sonucu Nahuel Moreno'nun kaleme aldığı "Geçiş Programı'nın Güncellenmesi için Tezler" metninde ilkesel ve programatik uzlaşmalar ile ifadesini buldu. Bu çalışma Stalinizmi ve Kastroculuğu karşı-devrimin ajanları olarak tanımlamakta ve 2. Dünya Savaşı'ndan sonra yaşanan süreçleri (Doğu Avrupa, Çin ve Küba) ise işçi sınıfı ve onun devrimci partisi tarafından yönlendirilmese de birer devrim olarak tanımaktaydı.
Aynı zamanda, bu süreçlerden ortaya çıkan yozlaşmış işçi devletlerinde bir politik devrimi gerçekleştirme ihtiyacına vurgu yapmakta, gerilla savaşını ve gerilla önderliklerinin oportünist politikasını analiz etmekte ve ezilen milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkının savunulması ile demokratik görevlere özel bir önem vermekteydi; karşı-devrimci aygıtların, özellikle de Stalinizmin yaşadığı ve kitlesel etkiye sahip Troçkist partiler ve 4.Enternasyonal için verdiğimiz mücadelede pek çok fırsatlar yaratan kriz sürecinin başlangıcını tanımlamaktaydı.
Bu süreçte bir Eşitler Komitesi oluşturuldu ve bu komite 1980'de ortak bir örgütün, Dördüncü Enternasyonal – Enternasyonal Komite'nin (CI-CI), oluşturulması ile sonuçlandı. CI-CI olarak ilk iş Polonya’daki Dayanışma sendikası'na yönelik bir destek kampanyası örgütledik. Her şey CI-CI'nın 4. Enternasyonal'in yeniden inşası yolunda büyük bir adım atabileceğine işaret ediyordu.
Fakat bu girişim boşa gitti. Avrupa kıtasına attığımız bu küçük adım bizi ölümcül bir hata yapmaya sürükledi. Biz Lambert'in sendika bürokrasisiyle güçlü bağları olduğunu görememiştik ve bu bağlar onu Fransa'da Mitterand'ın zaferi sonucunda oluşturulan Halk Cephesi hükümetine teslimiyete sürükledi. Lambert Fransa seksiyonu için politika tartışmayı reddetti ve bu politikaya karşı çıkan militanları tasfiye etmeye başlayarak CI-CI içinde bir ayrışmaya sebep oldu.
Lambertizmle yaşadığımız bu tartışma bizi Halk Cephelerinin oluşumu hakkında ilerlemeye zorladı ve bu ilerleme yansımasını Nahuel Moreno'nun kaleme aldığı "OCI'nin İhaneti" isimli broşürde buldu.

LIT-CI'nin Kuruluşu

Ocak 1982'de Bolşevik Fraksiyon'un (FB) partilerinin ve Lambertizmin iki önemli önderi olan Peru'dan Ricardo Napuri ile Venezuela'dan Alberto Franceschi'nin katılımıyla uluslararası bir toplantı düzenlendi. Toplantının başlıca konularından biri, kendisi ile politik farklılıklarını ifade ettiği için Lambert tarafından saldırıya uğrayan Ricardo Napuri'nin devrimci ahlakının savunulması için bir kampanya örgütlenmesiydi. Toplantının diğer bir önemli başlığı ise Enternasyonal'in inşasında nasıl ilerleneceği konusundaki tartışmaydı.
Toplantı kampanyanın örgütlenmesini onayladıktan sonra oybirliğiyle kendisini yeni bir enternasyonal örgütün Kuruluş Konferansı haline dönüştürmeye karar verdi. LIT-CI'nin tüzüğü ve kitlesel etkiye sahip 4. Enternasyonal'in inşası stratejisini yükselten kuruluş tezleri kabul edildi. Bu yeni örgüt FB'nin başka bir isim altında devam eden bir hali değildi, Franceschi kendi partisiyle beraber, bir diğer deyişle Lambertizmden kopan Venezuela MIR'ının (Devrimci Sosyalist Hareket) işçileriyle, bu yapıya dâhil olmuştu. Kısa bir süre sonra ise Peru partisinin Lambert'ten kopan yarısı Napuri ile beraber yeni örgüte katıldı.
1985'te Dominik partisi LIT-CI'ye katıldı ki bu grup Troçkizmden gelmiyordu, Kilise'den ayrışma noktasından köken alıyordu.
LIT-CI 1985'teki Birinci Kongresi'nde bir manifesto onayladı. Bu manifesto dünya çapındaki durumu devrimci bir durum olarak tanımlıyordu; ve LIT-CI dünya çapındaki emperyalist karşıdevrimin, ulusal burjuvazilerin, Kilisenin, Stalinizmin, Kastroculuğun, Sandinizmin ve sendika bürokrasilerinin cephesi ile çarpışabilmek ve de kitlesel etkiye sahip ulusal çapta devrimci partiler ile Enternasyonalin inşasında ilerlemek için asgari bir devrimci program etrafında Birleşik Devrimci Cephe inşa edilmesi çağrısında bulunuyordu.
1987'de İngiltere'den Bill Hunter'ın Morenoculuk kökenli olmayan grubu ile bugün Paraguay'da büyük bir sol örgüt haline gelen PT'nin (Emekçiler Partisi) kökeni olan bir grup Paraguaylı bağımsız genç Troçkist LIT-CI'ye katıldılar.

LIT-CI'nin Gerçekleştirdiği Başlıca Politik Kampanyalar
İlk kampanyamız Malvinas savaşında İngiltere'ye karşı Arjantin'in zaferi için gerçekleştirildi ve bu kampanya sayesinde o dönemde Latin Amerika'da başlamış olan anti-emperyalist sürece müdahale edebildik. Dış borçların ödenmemesi için yaptığımız kampanyamız, Bolivya'da Siles Suzao önderliğindeki halk cephesi hükümetini dış borçları ödemeyi durdurmaya zorlayan büyük kitle gösterileriyle bağ kurmamızı sağladı. Emperyalizmin teşvik ettiği ve Kastrizm ile Sandinizmin desteğini almış olan ve de Orta Amerika'daki devrimci süreci frenlemeyi amaçlayan Esquípulas ve Contadora anlaşmalarına karşı kampanyamız büyük bir önem arz etti. Daha sonra 1991'de ise Körfez Savaşı'nda emperyalizmin bozguna uğratılması için kampanya gerçekleştirdik.

Arjantin'de MAS'ın İnşası

Arjantin'de diktatörlüğün 1982'de çöküşünden sonraki durum MAS'ın kitleler içinde etkiye sahip bir partiye dönüşmesi için nesnel ve öznel fırsatı sunduğu için LIT-CI yönetimi bu ülkedeki faaliyeti öncelikli kılmayı kararlaştırmıştı. Kitle hareketinin mücadeleleri ve seçimlere katılım süreçleri içinde MAS Arjantin solunun en güçlü partisi haline geldi. Parti, önemli fabrikalardan ve işçi sınıfı mahallelerinden büyük katılım elde etti; önemli sendikalarda bürokrasiye karşı muhalefet listelerine öncülük etti; faaliyetlerini 20 ila 30 bin personel ile gerçekleştirir hale geldi. MAS, Arjantin tarihinde ilk defa bir Troçkistin bir parlamento üyesi seçilmesini sağladı, hükümete karşı 100 bin kişilik bir muhalefet eyleminin örgütlenmesini ve önderliğini yürüttü.
Bu sürecin tam ortasında 1987'de LIT-CI kurucusu ve başlıca önderi olan Nahuel Moreno'nun ölümüyle dehşet bir darbe aldı. Moreno'nun yokluğu, uluslararası önderliğimiz içinde niteliksel seviyede bir güçsüzlüğe yol açtığı gibi Enternasyonalimizde yıkıma yol açan krizin gelişiminde ve sonucunda da büyük bir etki sahibi oldu.

1990'larda Yaşadığımız Kriz
90'lı yılların başı uluslararası akımımız içinde büyük bir krizi alevlendirdi. Berlin Duvarı'nın küresel yankı yaratan yıkılışı sonrasında dünya üzerinde büyük değişimler meydana geliyordu. Büyük devrimci süreçler Stalinizmin merkezi aygıtını yıkıyor ve dünya işçi hareketini de onyıllar boyunca prangaya vurmuş olan güçlerin esaretinden bu sayede kurtarıyordu. Fakat dünya çapındaki bir devrimci önderliğin eksikliği, bürokrasinin orkestra şefliğindeki kapitalist restorasyonu bu devrimci sürecin geri almasına engel oldu. Bu durum emperyalizmin politik, askeri ve ideolojik saldırısını mümkün kıldı. LIT-CI'yi fiilen yıkım noktasına kadar götüren kriz de işte bu dönemde yaşandı.
Arjantin MAS'ı azınlık eğilimi tarafından gerçekleştirilen parti binalarının işgali ve fiziksel şiddet uygulanması ve de çoğunluk eğilimi önderliğince gerçekleştirilen iftira kampanyaları gibi devrimci ahlaka aykırı yöntemlerle 1992 yılının Nisan ayında LIT-CI'den koptu. Bundan kısa süre sonra LIT-CI içinde Uluslararası Morenist Eğilim (TMI) tarafından gizli bir fraksiyon aracılığıyla Brezilya partisinin enternasyonal akımdan kopması organize edildi. Bu sayede tarihimizin en ağır krizi başlamış oldu. Bu süreçte Arjantin partisinin 40%'ı, Panama PST'si, Peru PST'sinin yarısı, Meksika POS'unun bir kesimi, Ekvator seksiyonunun yarısı, Brezilya partisinin bir kesimi ile Kolombiya, Şili, Almanya ve Portekiz'den bazı kesimler LIT-CI'den ayrıldılar.
1994'te düzenlenen 5. Kongre LIT-CI'nin yeniden inşasını kararlaştırdı. LIT-CI biçimsel olarak yaşıyordu, enternasyonal toplantılar gerçekleşiyor ve bir yayın faaliyeti devam ediyordu. Fakat bu durum her seferinde giderek artan şekilde bir formalite ve sadece bir görüntü haline gelmişti. Bunun en iyi kanıtı bizi 5. Kongre'ye getiren yönetimdir: 4 farklı eğilimi (Sol Fraksiyon-FI, Enternasyonalist Bolşevik Eğilim-TBI, Yeni Yol Eğilimi ve Yeniden İnşa Eğilimi-TR) temsil eden 4 kişiden oluşan uluslararası bir sekretarya ki bu eğilimlerin çoğunluğu LIT-CI'nin devam etmesini bile savunmuyordu. İşin doğrusu LIT ortak bir programa sahip olan bir örgüt olmaktan çıkmış ve demokratik merkeziyetçi iç rejimini kaybetmişti. LIT-CI içerik olarak tahrip edilmişti. İşte bu yüzden 5. Kongre'de alınan karar mutlak olarak gerekli bir karardı. O andan sonra eski Yeniden İnşa Eğilimi'nin liderlerinden ve de onlara katılan Peru partisi ile İngiliz grubu önderlerinden oluşan ve yeniden inşanın görevlerini yüklenen yeni bir uluslararası önderlik ekibi inşa edilmeye başlandı. Bu görev çok emek ve pek çok sene gerektirdi çünkü yaşanan yıkım çok büyüktü. Şu nokta çok önemli ki LIT-CI'nin yeniden inşası görevi, başlıca görev olarak kararlaştırıldığından beri sadece kendi içinde bir amaç olarak değil aynı zamanda da Dördüncü Enternasyonal'in yeniden inşasında lokomotif bir rol oynamıştır. Bu çerçevede yeniden inşanın görevlerinin yanında stratejik hedefimiz doğrultusunda ilerleme kaydetmek üzere farklı ülkelerden (İngiltere, Fransa, Iran, Japonya, Almanya, Türkiye ve eski SSCB) farklı örgütler ile ilişkiler kurulması çalışması başlamıştı.
Kongreden birkaç gün önce Sol Fraksiyon LIT'ten çekildi ki bunun anlamı İspanyol partisinin çoğunluğunun ayrılması anlamına geliyordu. Henüz 5. Kongre tamamlanmadan Enternasyonalist Bolşevik Eğilim LIT'ten koptu ki bu da Kolombiya PST'sinin, Kosta Rika PRT'sinin, Honduras ve Nikaragua Seksiyonları ile Arjantin'de 100'den fazla militanın kaybını ifade ediyordu. Arjantin MAS'ından geriye kalanlar tarafından önderlik edilen Yeni Yol eğilimi Enternasyonal'in kuruluş temellerini savunmasa da Enternasyonal içinde kaldı ve ayrıca önderliğine de katıldı. Kısa süre sonra bu eğilim LIT-CI'nin demokratik merkeziyetçiliği terk etmesini ve Dördüncü Enternasyonal'in yeniden inşası stratejisini rafa kaldırmasını savunmaya başladı. Fakat bu eğilimin pozisyonları LIT'in 6.Kongresinde 1997'de 1 oy farkla yenilgiye uğratıldı. Bunun üstüne bu eğilim (Arjantin MAS'ından geriye kalanlar, Uruguay'dan Sosyalist Yakınsama (CS), Fransa'dan LST, Venezuela PST'si ve Brezilya partisinin bir kesimi) kongrenin kararlarına uymayı reddetti ve Enternasyonal'i terk etti.
8. Kongre'nin Faaliyet Raporu'nda ifade edildiği gibi "kayıplarımızı ve zararlarımızı saydığımız şu günde LIT'in tüm bu süreçte sadece programını, iç rejimini, finans kaynaklarını ve yayınlarını değil aynı zamanda insan mirasının da büyük bir kısmını kaybettiğimizi teyit edebiliriz. Toplamda LIT en tecrübeli kadrolarının muhtemelen 80%'ini de kapsayan 4 ila 5 bin militanını kaybetmiştir."

Krizin Sebepleri

Bizim yaşadığımız krizi nesnel ve öznel faktörlerin bir bileşimi ile açıklayabiliriz. Bu bileşim içinde belirleyici olanlar nesnel sebeplerdi. Tek etkilenenin sadece bizim Enternasyonal'imiz olmadığına, devrimci olanlar da dâhil olmak üzere tüm sol örgütleri etkileyen bir sürecin yaşandığına bakarsak nesnel etkenlerin gücü kanıtlanmış olacaktır.
70'lerin ortasında Vietnam'da yaşadığı askeri bozgundan sonra Yanki emperyalizmi, burjuva demokrasisinin kurumları ve mekanizmalarıyla ve de sürecin önderlerini kendi safına devşirme yoluyla devrimci süreçlerle yüzleşmeyi tercih etmeye başlamıştı. Moreno bu politikayı "demokratik gericilik" olarak isimlendirdi. Bu politika önemli devrimci süreçleri kanalize etmek konusunda büyük başarı elde ettiği gibi dünya çapında da solun çoğunluğu üstünde bir tahribat yarattı: Filistin Kurtuluş Örgütü'nün İsrail devletini yıkma mücadelesini terk etmesi, Nikaragua'da Sandinistlerin ve El Salvador'da Farabundo Marti cephesinin rejime entegrasyonu, komünist partilerin sosyal demokratlaşması, PT (Emekçilerin Partisi) aracılığıyla Brezilya solunun çoğunun rejime entegrasyonu… Fakat eski antiemperyalist solun bu teslimiyet süreci, işçi devletlerindeki restorasyondan sonra bir sıçrama kaydetmiştir. Bu sefer Troçkist örgütler de etki altına girmiştir.
Ana problem restorasyonun Troçki'nin öngördüğü gibi karşıdevrimci bir darbe eliyle değil demokratik özgürlükler adına ve burjuva kurumlar kullanılarak gerçekleşmesiydi. Devrimci bir önderliğin mevcut olmaması, nüfusun bir kesiminin bu restorasyonist kurumlardan beklenti sahibi olmasına yol açtı. Bu zemin üstünde ve "kapitalizmin üstünlüğü" yönündeki emperyalizmin kampanyasının etkisi altında solun çok büyük bir çoğunluğu sosyalizm perspektifini ve iktidar için mücadeleyi terk etti. Pek çok parti lağvedildi, binlerce ve binlerce kişi militan faaliyeti terk etti ki aktif militan olarak kalanlar da yeni yollar arayışı içine girdiler… İktidarı almak “mümkün olmadıkça” veya iktidar alınmak istenmedikçe bu sefer “iktidar alanları” bulmanın arayışı içine girdiler. "Yeni" fikirler kabul ettirmeye çalışıyorlardı: İşçi sınıfı yok oluyor onun yerine farklı toplumsal özneler bulmalıyız; Stalinizm Leninizmin devamıdır, demokratik merkeziyetçilik bürokratizmi beraberinde getirmektedir ve tüm yatay yapıyı es geçmektedir; tüm iktidarlar çöküyor, işçiler kendi sorunlarını iktidarı almaksızın çözebilirler… Gerçekte bunlar yeni bir tip reformizm, reformları olmayan bir reformizm inşa ediyorlardı.
Troçkist örgütleri de kapsayacak şekilde solun tümünü vuran bu "oportünist kasırga" LIT-CI'yi de vurmuştu. Bu durum başlıca yansımasını Arjantin partisi önderliğinin gerçekliğin dayattığı büyük mücadelelere cevaben ürettiği yanlış politikalarda buldu.
Troçki'nin metodunu takip eden Moreno, her zaman büyük değişimlerle ve onların yarattığı krizle yüzleşebilmek için her zamankinden daha da fazla işçi sınıfına, her zamankinden daha da fazla Marksist teoriye ve her zamankinden daha da fazla Enternasyonal'e başvurmamızı söylemiştir.
Oysa Arjantin partisi önderliği tam tersini yaptı ve seçimleri amaç haline getiren seçimci bir sapma içine düştü, işçi sınıfı içinde inşayı ikinci plana indirgedi. Politikasını Marksist teori içinde temellendirmek yerine kendi politikasını temize çıkaran yeni teoriler geliştirdi. Dönemsel başarılar ve önemli bir büyüme kendi içinde yeterli görüldü ve parti ulusal-Troçkist bir sapma içine düştü.
LIT-CI'nin diğer Troçkist örgütlere göre farkı LIT'in içinde bir birikimin ve bu oportünist kasırganın saldırısına karşı direnebilmeyi becermiş olan bir kesimin mevcut olmasıydı. Bu sebeptendir ki LIT, BirSek'ten farklı olarak rüzgârın estiği yönde koşmamış ve "moderniteye" uyum sağlaması mümkün olmamıştır. Tam tersine "oportünist kasırga" ta ki LIT tekrardan doğru yola dönmeyi başardığı vakte değin LIT-CI içinde krize, ayrışmalara ve parçalanmalara sebep olmuştur.

Nahuel Moreno'nun Ölümü ve LIT-CI'de Yaşanan Yıkım

Moreno hayatta dahi olsa muhtemelen LIT bu krize gene girecekti çünkü krizin nesnel sebepleri çok güçlüydü. Birinci Dünya Savaşı sırasında Lenin, Troçki ve Rosa Lüksemburg şovenist basınca karşı direndiler ama gene de İkinci Enternasyonal'in iflasını engelleyemediler. Moreno da Arjantin'de önce Bengochea ve sonrasında da Santucho ile ayrışmaya sebep olan gerillacı basıncı bozguna uğratmakta başarısız olmuştu.
Fakat şüphesiz ki eğer Moreno hayatta olsaydı krizin gelişimi farklı olurdu ve çok daha az kayıp verirdik. Moreno'nun çizgisi ve sahip olduğu prestij düşünüldüğünde onun önderliğine duyulan güven altında LIT'in çoğunluğunun böylesi bir sapma içine düşmesi çok daha zor olurdu. Moreno'nun önderliği altında kriz gene gerçekleşirdi, ayrılmalar ve kayıplar gene olurdu ama neredeyse şu kesin ki böylesi bir yıkım yaşanmazdı.
Bugün Arjantin MAS'ı ile LIT'in yaşadığı krizin ve uğradıkları yıkımın Moreno'nun politikalarının bir sonucu olduğunu ve de Arjantin'deki MST'nin mevcut oportünist evriminin Morenoculuğun devamı olduğunu düşünen Arjantin'deki İşçi Partisi (PO) gibi akımlar bulunmaktadır. Bu pozisyon düşük bir tutarlılığa sahiptir. MST Morenizmden ayrışma üstüne bina edilmiştir. Nahuel Moreno akımımızı oportünizmle, halk cepheleriyle ve demokratik gericilikle çarpışmak için ve de işçi sınıfı içinde devrimci partiler ile Enternasyonal'in inşası yolunda yorulmaksızın savaşmak için inşa etmiştir. On yıllardır süren bu kavga kökler yaratmıştır ve bize birikimler bırakmıştır, işte bu yüzdendir ki hem LIT-CI'nin içinden hem de bizim eski (Arjantin) MAS'tan çıkan ve önünde yeniden inşa ile Enternasyonalimizin tekrardan ayağa kaldırılması görevleri olan bir direniş yükselmiştir.

LIT-CI'nin Yeni Gerçekliği
5. Kongre'den itibaren LIT-CI'de yavaş ve travmatik de olsa bir yeniden inşa süreci başladı. Bu süreç zorluydu, özellikle de ona verilmesi gereken biçim açısından çok zorluydu. Enternasyonallerin tarihinde revizyonizmin saldırısı ile çarpışmanın gerekli olduğu ilk sefer bu değildi. Daha önce İkinci Enternasyonal'de ilk aşamada başlıca önderlerin bazıları (Kautsky, Rosa Lüksemburg ve Liebnecht) tarafından verilen mücadele 1914'ten sonra Rosa, Lenin, Troçki ve Liebnecht tarafından yürütüldü. Üçüncü Enternasyonal içinde revizyonizme karşı savaşa Troçki önderlik etti. Dördüncü Enternasyonal'in ABD seksiyonu SWP içinde Sovyetler Birliği'nin savunusuna karşı çıkan revizyonistlere karşı mücadelenin ön safında ise Troçki ve James Cannon vardı.
Fakat LIT'te durum çok farklıydı; Moreno ile daha yakın çalışmış olan, daha fazla tecrübeye ve daha fazla prestije sahip olan başlıca önderler birer birer "oportünist kasırga" karşısında düşüyorlar, revizyonist pozisyonların birinden birine teslim oluyorlar ya da kendileri bir revizyonist pozisyon oluşturuyorlardı, sonuç olarak revizyonizme karşı mücadele vermiyorlardı. Bu yüzden bu savaşı LIT içinde ikinci veya üçüncü sıradaki önderler vermek zorunda kaldı ki bu önderlerin ne Enternasyonal önderliği içinde ne de teorik programatik mücadelede bir deneyimi mevcut değildi. Bu sebeptendir pek çok zorlukla ve bu yolda çokça hatalar da yaparak organlar yeniden inşa edildi ve bu organlardan ortak bir dünya kavrayışına doğru ilerlendi.
Böylece, azar azar ilerleyerek, teorik, politik ve metodolojik gelenek geri kazanıldı. Bu durum Bosna savaşı, kapitalist "küreselleşme", üretimin yeniden yapılanması gibi yeni olaylar karşısında politik yanıtlar üreterek gerçekleşti. Eski yozlaşmış işçi devletlerindeki kapitalist restorasyona dair bir teorik açıklama sunmayı başarabildik. LIT-CI'nin partileri Latin Amerika'daki devrimci süreçlere dâhil oldular ve partilerimiz bu süreçlerden doğan (halk cepheci veya popülist) yeni hükümetlerle çarpışmak için ilkeli bir politika sundular.
Bu süreçlere katılım etrafında LIT-CI yeniden inşa edildi ki bu sadece teorik, programatik, metodolojik ve ahlaki bir yeniden inşa değil aynı zamanda örgütsel anlamda da bir yeniden inşa oldu. Bu dönemde örgütsel olarak en büyük ilerleme Brezilya'da PSTU'nun inşası oldu, PSTU (Birleşik Sosyalist İşçi Partisi) Brezilya'da mücadeleler ve aktivizm için kesintisiz bir referans haline geldi. PSTU bu gelişmesinde tek başına değildi, diğer seksiyonlar da kitle hareketine içine entegrasyonlarını derinleştirdiler, Arjantin partisi yeniden inşa edilmeye başlandı, Ekvator ve Kosta Rika'da yeni seksiyonlar kuruldu, Rusya'dan POI (Enternasyonalist İşçi Partisi) LIT-CI'ye katıldı. Uluslararası Postacı (Correo Internacional) ve Yaşayan Marksizm (Marxismo Vivo) dergileri, sınıf mücadelesinin başlıca gerçekleri karşısında politik belirlemeleri ve teorik programatik değerlendirmeler açısından ilerlemeleri düzenli olarak ortaya koydu.
Bu gerçekler LIT'in Haziran 2005'teki 8. Kongresi'nde kararlaştırılarak CITO (Ortodoks Troçkizmin Uluslararası Merkezi) ile geliştirilen ve de tek bir örgütte birleşme amacını taşıyan ilişkilerle beraber düşünüldüğünde LIT-CI'nin yeni bir gerçeklik yaşadığını doğruladı.
Daha sonra yaşanan yeni olaylar da bu belirlemeyi teyit etti: CITO ile yaşanan birleşme (ki bu sadece Kolombiya PST'sinin geri kazanılmasını değil aynı zamanda Peru, Kosta Rika ve Arjantin'den örgüt ve kadroların da kazanılması anlamına geliyordu), PSTU'nun devam eden gelişimi ve Lula'nın Halk Cephesi hükümeti ile çarpışmak üzere doğru konumlanması, işçiler ve halk için bir merkez alternatifi olarak CONLUTAS'ın (Ulusal Mücadele Merkezi) inşasında dair PSTU'nun doğru politikası, İtalyan partisinin LIT-CI'ye katılımı, Venezuela seksiyonunun kurulması, Orta Amerika'daki çalışmanın gelişimi ve Belçika seksiyonunun kurulması. Zıt yönde yaşanan bazı olaylar da oldu: Meksika POS'unun (Sosyalist İşçi Partisi), Bolivya MST'sinin (Sosyalist İşçi Hareketi) ve Dominik Cumhuriyeti'nden LST'nin (Sosyalist İşçi Birliği) LIT'ten ayrılmaları gibi. Fakat bu eksiler LIT'in durumundaki yeni artı işareti değiştirmiyor, bu eksiler eski krizden kalan ardıllar ve de ilerleyen toparlanma ve Bolşevikleşme sürecine yönelik reaksiyonlardır.

Stratejik Projemiz: Dördüncü Enternasyonal'in Yeniden İnşası

LIT-CI’nin yeni gerçekliği bugün Latin Amerika düzeyindeki ve küresel düzeydeki sınıf mücadelesinin yeni gerçekliği ile bütünleşiktir. 21. yüzyılın başından itibaren gerek Latin Amerika gerekse de dünya çapında kendini daha da güçlü şekilde ifade eden devrimci durum yeni bir aşamadan geçmektedir. Irak'taki direniş Yanki emperyalizminin yeni bir askeri bozgunu ihtimalini ortaya koymaktadır. ABD'nin Orta Doğu'yu stabilize etme planları İsrail ordusunun Lübnan'da aldığı yenilgide de kanıtlandığı üzere çökecektir. Bush'un prestiji keskin şekilde ve aniden düşmüştür. Emperyalist ülkelerde krizin sebep olduğu düzenlemeler işçilerin tepkisine yol açmakta ve bu tepkiler de göçmen işçilerin güçlü mücadelelerine eklenmektedir. ABD özelinde bu tepkinin anlamı Latin Amerikalı işçilerin mücadeleleriyle bir köprü kurulmasıdır. Fakat emperyalist saldırı da devam etmektedir. Latin Amerika'da emperyalizmin sömürgeleştirmeci saldırısı artmaktadır; doğal kaynakların yağması ve dış borcun ödenmesine yönelik düzenleme talepleri bugün hepsi dünya ekonomik krizinin etkisiyle daha da yoğunlaşmış durumdadır. Bu sürekli yağma karşısında kitlelerin geliştirdiği yanıt da sürmektedir. Bugün yaşanan durumun farkı işçilerin ve halkın yükselişinin artık bu emperyalist planları uygulayanları hedef almaya başlamasıdır, bir diğer deyişle kitleler Lula, Chavez, Evo Morales, Kirchner ve Tabare hükümetleri gibi yükselişi yönlendirip engellemeyi amaçlayan yeni hükümetleri hedeflerine koymaktadır.
Bu gerçeklik şüphesiz ki devrimci önderlik krizini çözmenin ve dünya çapında devrimci bir önderlik bina etmenin yolunda mesafe kaydetmek için hissedilen acil ihtiyacı gözler önüne sermektedir. Aynı zamanda dünya durumunda yaşanan bu yeni aşama kitle hareketinin bilinçliliğinde önemli değişimlere yol açmaktadır ki bu değişimler de devrimci önderliğin inşası görevimize yardımcı olmakta. Bu hükümetlerin ortaya çıkışıyla “oportünist fırtınanın” etkilerinin en yüksek seviyeye çıktığını görüyoruz. Soldaki akımların çoğunluğu ki bunlara Troçkist olduğunu iddia edenlerin çoğu da dâhil, bu hükümetlere teslim oldular. Her şeye rağmen bu yeni gerçeklik ki en yüksek seviyesine Chavez'in anayasa referandumundaki seçim yenilgisiyle ulaşmıştır, teslim olmuş olan bu örgütlerin sol kanatlarının yeni ulusal ve uluslararası referanslar arayışı içinde onlardan kopmalarına yol açmaktadır.
Giriş kısmında işaret ettiğimiz noktalara dönerek şunu diyebiliriz ki LIT-CI'nin önündeki bugünkü durum onun stratejik projesini teyit etmektedir: Dördüncü Enternasyonal'in yeniden inşası, ve sadece sınıf mücadelesinin başlıca olaylarına yönelik politik cevapları içeren ve işçileri iktidar için mücadeleye yakınlaştıran bir program değil aynı zamanda partiye, metoda ve devrimci ahlaka dair kavrayışları da içeren devrimci bir program etrafında birlik için çağrı.
Biz Dördüncü Enternasyonal'in yeniden inşasında Troçki'nin onu inşa ederken kullandığı metodu uygulamayı savunuyoruz. İlk olarak, sadece Troçkizmden gelenlere değil kökenlerinden bağımsız olarak programatik olarak çakıştığımız tüm devrimcilere çağrı yapmayı savunuyoruz.
İkinci olarak, bu birlik çağrısını Troçkist olduğunu iddia eden herkese de yöneltmemeyi savunuyoruz, çünkü bir yandan Troçkist olduğunu iddia eden ve buna rağmen burjuva bir hükümeti desteklemek veya ona katılmak için devrimci programı terk eden örgütler mevcut. Öte yandan ise programı ezberden tekrar eden ve kendi kendini enternasyonal ilan eden sektler mevcut ki bunlar fraksiyoncu ve hain yöntemleri sayesinde katiyetle yıkıcı bir rol oynuyorlar.
Üçüncü olarak, örgütsel birleşmelerin açık konferanslar ve büyük toplantılar üstünde yükselmesini değil somut programatik ortaklaşmalar ve devrimci sadakat üstünden ilerlemeyi mümkün kılacak olan sabırlı bir programatik tartışma süreci ve sınıf mücadelesi içinde ortak faaliyet üstünde bina edilmesini savunuyoruz.
"Oportünist kasırganın" ilkelerde yarattığı yıkım sebebiyle bugün devrimci ve oportünist havzaları ayıran su bentleri misali işlev gören bazı duruşlar netleştirilmelidir:
1 - Halk cepheci veya popülist olanlar da dâhil olmak üzere tüm burjuva hükümetlerine karşı işçi sınıfının bağımsızlığını savunuyoruz. Ne bu hükümetleri ne de uygulamalarını desteklemiyoruz, biz bunların hepsine karşı çıkıyoruz.
2 - İşçi sınıfının ve onun müttefiklerinin mücadelelerini destekliyoruz.
3 - Biz işçi örgütlerindeki tüm bürokrasiler ile çarpışmayı ve tüm sınıf örgütlerinde işçi demokrasisini savunuyoruz.
4 - Emperyalizme ve onun tüm varyantlarına karşı mücadele bizim için baş görevdir.
5 - Bizim amacımız burjuva devletin ve onun silahlı kuvvetlerinin tahrip edilmesi, sınıfın demokratik organları üstünde yükselen ve uluslararası sosyalist devrimi teşvik eden bir işçi devletinin inşasıdır.
6 - Devrimci ahlakı savunuyoruz ve fiziki saldırılar, iftira, hain faaliyet yürütme ve anlaşmaların ihlal edilmesi gibi ilkesiz yöntemleri reddediyoruz.
7 - İşçi sınıfının rolünün devrimin sosyal öznesi olmak olduğunu teyit ediyoruz.
8 - Demokratik merkeziyetçilikle örgütlenmiş olan devrimci partilerin inşasına ihtiyaç duyduğumuzu ve bu partilerin işçi sınıfı karakterli olması gerektiğini savunuyoruz.
9 - Demokratik merkeziyetçi şekilde örgütlenmiş ve devrimci bir Enternasyonalin inşasının zorunlu olduğunu savunuyoruz.
Tarihimizin bu kısa özetinin amacı, inşamızın uzun yürüyüşünün başlıca veçhelerini sergilemekti. Başarılarımızı, güçlü yönlerimizi ama aynı zamanda da hatalarımızı, yaşadığımız sapmaları ve krizimizi sergilemek istedik çünkü Moreno'nun dediği gibi "bu yolda yanlışlar yaparak ve de darbeler alarak ilerliyoruz ama bunları söylerken utanmamız için bir sebep yok".
Bugün krizler ve parçalanmalarla geçen pek çok seneden sonra yeni bir gerçeklik yaşıyoruz. Yaşadığımız süreç stratejik projemizi ilerletmek konusunda bizi daha iyi bir konuma getiren bir güçlenme sürecidir. Bizim bir tarihimiz var, birikmiş deneyimimiz var, inşasına devam ettiğimiz bir programımız var, seksiyonlardan oluşan bir yapımız var, yayınlarımız var ve de Dördüncü Enternasyonal'in yeniden inşasını ilerletmek için hazır olan militan bir gücümüz var.

Buenos Aires, Haziran 2008